ROOM ARRANGER” (kendi sitesinden indirebilirsiniz)

ekstra resimleri “gallery” bölümünden yükleyip “kullanıcı kitaplığı”na atabilirsiniz.

- oda, ofis, apartman, bahçe dizaynı yapabilir ve içerisinde 3boyutlu gezebilirsiniz…

- BU ODANIN TASARIM AŞAMASINDAKİ HALİ

- BU DA FARKLI AÇILARDAN 3 BOYUTLU GÖRÜNTÜSÜ

Bu programın kullanım kolaylığı ve kalitesi benim çok hoşuma gitti… Yüksek boyutta birçok program indirdim ve kurmuştum fakat hiçbiri bu kadar pratik değildi. Yani öğrenmek için çok fazla çaba harcamama gerek kalmadı. Üstelik yüklediğiniz bir eklenti sayesinde odanızın 3boyutlu halini de görmeniz mümkün. Tamam, görsel açıdan çok gerçekçi değil ama kişisel kullanım için oldukça pratik…küçük boyutta ve bedava…

Mayıs 19th 2008 by admin in Kategorilenmemiş, 0 comments

Dışardan nasıl göründüğünüzü,kıyafetlerin hangi kilodayken nasıl gözüktüğünü,kaç kilo verseniz daha iyi olacağınızı öğrenmek isterseniz buraya buyrun “My Virtual Model“…

- Background dan arka plan değişimi yapabilirsiniz.
- “personalize”dan istediğiniz vücut ölçülerini istediğiniz birimde girebilir,saç rengi,şekli,vücut tipi bölümlerinde değişiklik yapabilirsiniz.
- ve son olarak modelinize istediğiniz kıyafeti,aksesuarı,ayakkabıyı giydirebilirsiniz…

1.50 boyunda oluşturduğum modelin 70 kilodaki ve 50 kilodaki görüntüsü :))

Mayıs 18th 2008 by admin in Kategorilenmemiş, 1 comment
18
May

Yeni ev

Yoğun günlerin ardından hayatımız duruldu sonunda. Koli toparlama,taşınma,yerleşme derken günler çok çabuk geçti. Bu arada telefonumuz 9 gün bağlanamadı! ve ben 9 gün internetten uzak kalarak rekor kırdım.
Sinir krizleri geçirmeme az kalmıştı ki sevgili Ptt sorunu çözdü!

Yeni evimizi,odamı çok sevdim…
Manzaraya bakar mısınız,ne kadar muhteşem… (benim odamın penceresinden çektim)

ve son olarak Clay Aiken’den “on my way here”

Mayıs 18th 2008 by admin in Kategorilenmemiş, 1 comment

Son günlerde film-dizi izleme çılgınlığı yapıyorum kendimce.
Günde 3 film birden izlediğim de oldu.
Tabi acısı(ne acı ama!) ertesi gün 12′ye kadar uyumakla çıkıyor,
halimden asla şikayetçi değilim :))

“Anestezi”…

Anestezi farkındalığı ile ilgili gibi gözüksede benim “annenizden başkasına güvenmeyin” mesajını çıkarttığım bir filmdi… çeşitli sayfalardan okuduğum yorumlara göre izleyenlerin çoğu ameliyat sahnelerinden çok etkilenmiş.. ama bana gayet sıradan geldi… sonra, her an ne olacak heyecanı taşıdıklarını yazmışlar,ama ben nedense sonunu gayet açık görmüştüm :)) yani sevinip “ohh sonunda güzel bir film izleyeceğim” demiştim, hevesim kursağımda kaldı… neyse, benim gibi vaktiniz bolsa izleyin :))

uzun uzun yazacaktım aslında,ama gerek olmadığını düşündüm ve vazgeçtim…
siteye girip biraz dolaşmanız yeterli… site burası “engelliler.biz“…

yarın yeni evimize taşınacağımızdan dolayı herşeyim kolilerde… (taşınabilir Hdd’m dahil… )
o yüzden yeni resimler ve yazılar eklemekte biraz geciktim…
ama bir düzenimizi kuralım,telafi edeceğim…

şimdilik bu kadar…

Mayıs 5th 2008 by admin in Kategorilenmemiş, 2 comments

Bu haftaki Zaman Gazetesi “Gençlik” ekinde Ali Ural ile yapılan röportajı okuyunca sizlerle paylaşmak istedim. “yazar olmak istiyorum” diyenlere çok güzel tavsiyeler var…
şahsen bana baya faydası oldu…
* kırmızı olanlar en beğendiğim yerler

Çevremizde ‘ünlü bir yazar’ olmak isteyen arkadaşlarımız var. Tanınmış bir yazar olarak size soralım, nasıl ‘ünlü bir yazar’ olunur?

Ün beğeninin peşinden de gelebilir, aykırılığın peşinden de. Araplar “Muhalefet et ki tanınasın!” derler. Bizim büyüklerimiz de “Şöhret âfettir.” demişler. Şiirimizin sultanlarından Şeyh Gâlib’in şu ifadesine bayılırım ben, “Elimdeki kalem her zaman şöyle der: Halkın beğenisi benim için felakettir.” Ben ünlü bir yazar olmak isteyen genç kardeşlerimize “ün”ü değil “yazmayı” hedeflemelerini salık veririm. Yoksa cin olmadan adam çarpmaya, Dostoyevski olmadan “Ecinniler”i yazmaya kalkarlar. Aynaya bakmaktan masaya oturacak vakti bulamazlar. Derin bir okuma sürecini yaşamadan, yazmanın büyülü sularına atarlar kendilerini ve boğulurlar. Edebiyat dünyası geniş bir edebiyat mezarlığını da kapsar. Genç ölüler yatar bu mezarlarda.

‘Ünlü bir okur’ olmak isteyen pek çıkmıyor, neden böyle bu?

Çünkü okumak yazmak kadar fiyakalı görünmüyor. Okurların elleri çenesine dayalı fotoğrafları olmuyor çünkü. Aslında esas olan yazmak değil okumaktır. Yazmak esas olsaydı Kur’an’ın ilk emri “Oku!” değil “Yaz!” olurdu. Okumak esas, yazmak tâlidir. Zira yazmak okuma temelinde yükselebilecek bir binadır. Hem biliyor musunuz her kitap iki kişi tarafından yazılır: Yazar ve okur. Çünkü okur kitaba kendi imgelem dünyasını ve birikimlerini katarak kitabı bir anlamda yeniden yazmış olur. Emerson’un “Kitabı iyi yapan okuyucudur.” sözünü bu bağlamda değerlendirebiliriz.

röportajın tamamını buradan okuyabilirsiniz>>>

Nisan 10th 2008 by admin in Kategorilenmemiş, 0 comments